Nobel Barış ödüllü Sir
Nicholas Murray Butler der ki;
Dünyada üç grup insan
vardır.
1)
Bir
şeyi ortaya çıkaran veya yapan ve bir şeyler için savaşan bir grup.
2)
Bir
şeyin yapılmasını seyreden ve sadece konuşup yerinde sayan büyükçe başka bir
grup;
3)
Neyin
ne olduğunu bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık
İkinci tur cumhurbaşkanlığı seçim arifesindeyiz. Heyecan dorukta. Seçim
arifesinde meydanların coşkusu, heyecanı, gençlerin çabası oldukça mutluluk
vericiydi. Beni endişelendiren sandığa gitmeyen sessiz çoğunluk. Şimdiye kadar
en az katılımın sağlandığı seçimde umarım ikinci turda katılım daha fazla olur.
Kendime sormadan duramıyorum.
Sandığa gitmeyen bu sessiz çoğunluğun oy vermemekteki gerekçeleri neler?
Bu gerekçelerin en başında inançsızlık ve ümitsizlik geliyor ki bu çok
korkutucu. Sandığa gitmeyenlerin büyük bir çoğunluğu kızgın ve kırgın. Toplumun
psikologları sayılan sosyologların bence bunu ivedilikle incelemeleri
gerekiyor. Apolitik olmayı mı tercih ediyorlar yoksa pasif bir direniş mi
sergiliyorlar? Tercihten çok geçen yıllar içerisinde sistemli bir şekilde mi bu
yola itildiler?
Kgın ve kırgın oldukları için mi sandığa gitmiyorlar?
İşte bu noktada 26 Nisan günü kazanacak olan adayın bence bu insanları geri
kazanması gerekiyor.
Demokratik haklar gereği, aramızdan birini seçerek “Sana topluma hizmet
etme şansını veriyoruz” deme gücüne sahip olan bizler, neden inançlarımız
doğrultusunda oy kullanmayız?
Bilinmesi gereken oy kullanmadığımızda, kimseden intikam falan alınmadığı.
Her birimizin, bu toplum için ne kadar önemli olduğunun farkına varmamız
gerekiyor artık. Memleket bizim, burada yaşıyor bir yaşam mücadelesi veriyoruz.
Varolma çabası içerisindeyiz. Daha da önemlisi çocuklarımızı büyütüyoruz.
Nasıl olur da onların geleceklerinde söz hakkı olma şansını, geleceklerinin
mimarlarından biri olmayı reddederiz.?
Senin adayın, benim adayım kavgaları artık çağın gerisinde. Toplum olarak
seçim yapma hakkımızın ne kadar önemli olduğunu ve bu hakkın kimse tarafından
elimizden alınamayacağını hatırlamak gerek.
Uzun zamandır gözlemlediğim, bir korku sarmalı da seçim arifelerinde
kendini hissettirmekte. İnsanlar destekledikleri aday ya da politik partiyi
dile getiremez hale gelmişler. En küçük dost meclislerinde bile bu böyle. Bunun
arkasında yatan sebepler, tahmin yürütmeye başladığımızda oldukça tedirgin
ediyor insanı.
Oysa konuşmamız gerek.
Toplumun yapı taşlarını oluşturan bizler, konuşarak, tartışarak, memleket
için en faydalı olabilecek adayı seçmeliyiz.
Sandığa gidip oyunuzu kullanın.
Bu memleket hepimizin.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder