5 Mayıs 2015 Salı

KURTLARLA DANS



Nobel Barış ödüllü Sir Nicholas Murray Butler der ki;
Dünyada üç grup insan vardır.
1)     Bir şeyi ortaya çıkaran veya yapan ve bir şeyler için savaşan bir grup.
2)     Bir şeyin yapılmasını seyreden ve sadece konuşup yerinde sayan büyükçe başka bir grup;
3)     Neyin ne olduğunu bilmeden yaşayan muazzam bir kalabalık

İkinci tur cumhurbaşkanlığı seçim arifesindeyiz. Heyecan dorukta. Seçim arifesinde meydanların coşkusu, heyecanı, gençlerin çabası oldukça mutluluk vericiydi. Beni endişelendiren sandığa gitmeyen sessiz çoğunluk. Şimdiye kadar en az katılımın sağlandığı seçimde umarım ikinci turda katılım daha fazla olur.
Kendime sormadan duramıyorum.
Sandığa gitmeyen bu sessiz çoğunluğun oy vermemekteki gerekçeleri neler?
Bu gerekçelerin en başında inançsızlık ve ümitsizlik geliyor ki bu çok korkutucu. Sandığa gitmeyenlerin büyük bir çoğunluğu kızgın ve kırgın. Toplumun psikologları sayılan sosyologların bence bunu ivedilikle incelemeleri gerekiyor. Apolitik olmayı mı tercih ediyorlar yoksa pasif bir direniş mi sergiliyorlar? Tercihten çok geçen yıllar içerisinde sistemli bir şekilde mi bu yola itildiler?



Kgın ve kırgın oldukları için mi sandığa gitmiyorlar?
İşte bu noktada 26 Nisan günü kazanacak olan adayın bence bu insanları geri kazanması gerekiyor.
Demokratik haklar gereği, aramızdan birini seçerek “Sana topluma hizmet etme şansını veriyoruz” deme gücüne sahip olan bizler, neden inançlarımız doğrultusunda oy kullanmayız?
Bilinmesi gereken oy kullanmadığımızda, kimseden intikam falan alınmadığı.
Her birimizin, bu toplum için ne kadar önemli olduğunun farkına varmamız gerekiyor artık. Memleket bizim, burada yaşıyor bir yaşam mücadelesi veriyoruz. Varolma çabası içerisindeyiz. Daha da önemlisi çocuklarımızı büyütüyoruz.
Nasıl olur da onların geleceklerinde söz hakkı olma şansını, geleceklerinin mimarlarından biri olmayı reddederiz.?
Senin adayın, benim adayım kavgaları artık çağın gerisinde. Toplum olarak seçim yapma hakkımızın ne kadar önemli olduğunu ve bu hakkın kimse tarafından elimizden alınamayacağını hatırlamak gerek.
Uzun zamandır gözlemlediğim, bir korku sarmalı da seçim arifelerinde kendini hissettirmekte. İnsanlar destekledikleri aday ya da politik partiyi dile getiremez hale gelmişler. En küçük dost meclislerinde bile bu böyle. Bunun arkasında yatan sebepler, tahmin yürütmeye başladığımızda oldukça tedirgin ediyor insanı.
Oysa konuşmamız gerek.
Toplumun yapı taşlarını oluşturan bizler, konuşarak, tartışarak, memleket için en faydalı olabilecek adayı seçmeliyiz.
Sandığa gidip oyunuzu kullanın.
Bu memleket hepimizin.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder